Emekleyerek Başlar

0
571

Her işini severek yapan biriyim ve ülkemize ses getiren bir tenisçi eğitim vermeye gelse alanı farklı da olsa katılım sağlamaya çalışırım. Merakımın büyük kısmı ‘nasıl daha doğru ve özünden aktarırım’dan gelir. Bence işinde paylaşmak, aktarmak ve geliştirmek olan her iş insanının sanatsal yönü gelişime açık olmalıdır ki kitaba, slighta, notlara tutsak kalmasın, kendi yorumunu katabilsin, kişiye-gruba-şirkete yönelik bir program, çözüm sunabilsin ve ortaya çıkardığı iş kalıcı etki yaratabilsin. 

Danışmanlık yaptığım bir şirketteki satış yöneticisine aralarında kendimin de bulunduğu birçok kişiden sunum/diksiyon eğitimi aldığı için daha farklı bir alanı çalıştıracak, esnekliğini geliştirecek ve anlatım gücüyle yaratıcılığını perçinleyecek drama kursuna gitmesini önerdim geçen haftalarda. Süper mimiklerinin renge ve ritme, derinlerde gizlediği bir mizahın da su yüzüne çıkmaya ihtiyacı vardı. 

Kursta yaratıcılığın naif ilk adımlara sahip olduğunu unutmuş, dobralık kisvesindeki yıkıcı eleştirelliğinin esiri olmuş bir eğitmenle karşı karşıya bulmuş kendini. Kendisi olamadığı için üreteceği alan farklı da olsa kimsenin olamayacağına hüküm getirmiş dolayısıyla renklenmeye yeltenen tomurcukları katleden, öncesinde CV’ler istenip kontrol edildiği (tahmini) halde; ne işin var sanatçılar arasında, diye gruptan ayırmış, araya girip söz almak istediğinde dakikalarca konuşup başkasına söz vermiş ve nihayetinde danışanım malolacak yitik zamanı farkedip, çantasını toplamış. 

Farklı mesleklere sahibiz. Her sektörün öncüleri var. Harika bir şey. İyi ki varlar. Sayıları çoğalsın. Dünyaya güzellik katarken aynı zamanda yolunu izleyenleri şarj ediyorlar, ilham veriyorlar. 

Bir de çığır açacağına inanmış fakat bunu hiç denememiş, sonra vazgeçip o zaman öğretmeyi deniyeyim bunu diyenler mevcut. İyi ki varlar ve keşke aralarında derman olmanın, yoldaş olmanın anlamından bihaber olanları barındırmasalar. 

Bir lider, eğitmen, danışman, koç veya öğretmen defalarca bir yerlerde takılıp, en sonunda kendi gücünü toplamayı hatta varlığını yeniden inşa etmeyi bilmiş, böylece düzenli güncellendiği bilgi ve tecrübesi, dolayısıyla anlayışı-kavrayışı-algısı-ruhu gelişmiş, bir şeyleri aşıp bunu aktarmaya ve etrafını da güzelleştirmeye kendini adadığı için bu işte varım dediği noktada daha da özeldir. 

Zaten o taşıverir bir pırıltı keşfettiği an. Çırpar kanatlarını alevlendirmek ve bazen de gerer kanatlarını ilk adımlardaki olası endişesinden yola çıkanı kendinden korumak için. ‘Bu kadar zaman harcama bu kısımda. Bak, yöntemlerden biri şu olabilir mi? Becerilerin bundan fazlasını ortaya koyabilir. Hatırla, şunu şunu yapmıştın hem de misss gibi. Gerekli olan araçlar şunlar mı, ne dersin? Çalış. Dene. Çalış tekrar. Şimdi dene. Hadi ilk adıma hazır mıyız?’ duygusuyla iteklemek neredeyse içgüdüsel bir dürtüleri olmuştur. 

Etrafının baltalama denemelerine karşıysa katılımcı kendi zırhını sonradan genellikle kendisi ediniverir. 

Yoldaşın yaptığı sadece aracı olup destek olmaktır, bunu bilir alçakgönüllüdür. Tomurcuk açıp renklendikçe, üzerine bal arılarını çekmeye başlar, kelebekler etrafında dans eder. Yoldaşınız bunu görmekten alır besini. Adeta kendisini tekrar mavi göklere yükselen bir koca çınar gibi hisseder, daha da yeşillenir, şükran dolar. 

Zehir bulaştıranlar, karanlık içeren değişik kavramlarla tanıtılabilir. Çoğu eğitim ve kitapta onlara zor insan  deniyor. Geçirdiği onca sarsıntıdan kurtulmuş fakat yine de ufku adım atamamış demek kibarca olacak sanıyorum ve onlar her yerde olabilirler. Tavırlarına da özgünlük derler. Evet öyle, zekanla yüreğinle daha şekil alamamış hayat anlayışınla kendine hassın elbette, varlığın herkesten ve her şeyden ayrı en başta Yaradan’ın deneyimle(t)meye çalıştığından. 

İşin ustası yorumunu amacı gelişim sağlayacak patikalar açmak niyetiyle yapar. Hassastır. Şefkatlidir. 

Zalimce eleştirenlerin sebepsiz gibi görünen asabiyetleri aslında kendileriyle savaşıp kendilerine yenilmelerinden gelir en çok. Bu şekilde küsüp küstürerek istediklerine ulaşamayacaklarını en kısa zamanda keşfetmelerini ve hangi meslekte olursa olsun ilk adımları atmaya yeltenenlerin özellikle başlangıçtaki yoldaşlarını özenip seçmelerini diliyorum. 

Biliyor, inanıyor ve deneyimliyorum ki bizim ülkemiz harika insanlarla dolu, daha bilinçlenmemiz ve geliştiren dönüştüren iyilik ile iyilik halinin paylaşarak artacağını öğrenmemiz şart. 

Yolum her zaman berrak ışıklarla kesişti. Bu vesile ile eğitim aldığım tüm güzel insanlara ve başta canım aileme çok teşekkür ederim. İyi ki varsınız. 

Mutlu bayramlar, yenileyen tatiller, 

Sevgiyle, 

Önceki İçerikSinema Filmi: O Bölüm 2
Sonraki İçerikSinema Filmi : Angry Birds Filmi 2
Elif Öner
1 Aralık doğumlu. Sosyolog, İngilizce öğretmeni, kişisel/kurumsal danışman, sunucu/dublaj sanatçısı olan röportaj köşemizin prensesi, uluslararası geçerliliği olan bir eğitimin sayılı eğitmenlerinden ve saygın bir kurumun Türkiye genel müdürü. Sanatla ilgili her şeyi seviyor. Çiziyor, boyuyor, bateri çalıyor, dans ediyor. İnsana gelişim kazandıracak güzellikleri bilimde, sanatta ve hayatın içindeki her renkte keşfetmek, öğrenmek, yeniden şekillendirmek ve paylaşmak, onun hayatı anlamlı kılan şeyler listesindekilerden biri.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here