Şimdi Birlik Zamanı #evdekal Türkiyem

0
489

Bir sabah uyandık ve üzücü hatta yıkıcı olsa da insanın fıtratında olan unutabilme ya da bihaber davranabilme ihtimali gerçeğini de dönüştürmeye apaçık niyetli, diğer tüm illetlerden farklı, sadece bir kısım bilim insanlarının değil tek tek tüm dünyadaki konu uzmanlarının bir an önce dermanını bulmaya kolları sıvadığı bir mücadelenin kahramanları olduk. 

Mesele, bu kahramanlığı negatif bir yönden takdim edildiği için kabul edemeyenlerde büyüdü, büyüyor. 

Bir süredir ek projeleri sepete eklediğim için röportajlara, köşe yazılarıma dönmek üzere ara verip, boş zamanlarımı dinlenmek yanında değişik şeylere ayırmıştım. Şimdi zamanı henüz belirsiz zorunlu yolculuğa çıktık, hepimizin istikameti eskisi gibi bulamayacağımız aşikar olsa da yuvamıza. 

O kadar çok yapılacak şey var ki evde! Kendi başımıza veya evdeki ailemiz ve sevdiklerimizle ve ayrıca düzinelerce okuma, izleme, dinleme listeleri paylaşıldı ülkemizde ve dünyada. 

Sıkıntı, endişeye olan insani meylimizde. Hep vardı, şimdilerde coştu belki. 

Fiziksel olarak sağlam, ruhsal olarak enfekte çıkmayalım bundan.

Mümkünse güvendiğimiz kaynaklardan ve dozunda takip edelim bilgileri. 

İlla üretmek, bir şeylerle bilgilenmek, keşfetmek zorunluluğu yok kimsenin. 

Bilelim ki bu geçici sürece ‘Evdeyim.’ ve ‘İyiyim.’ ‘Hepimiz iyiyiz, evdeyiz.’ cümleleri en büyük katkı sevdiklerimize ve en büyük destek tüm sağlık çalışanlarına ve bilim insanlarına çözüm durağına bizi vardırmaları için. 

Bu kadar basit olduğu için mi bazılarımıza zor geliyor ve sözlüklere yeni bir kelime ekleniyor?

Uzman olmayan bir insanın diğeri dediğine dair algılama çabasını kelimelerle etiketleyerek yapmanın aşağı yukarı tamamı, tarihinin yanlış yorumlamalarında oluşmuş olma ihtimali yüksek, önyargının tozu dumanınına bulanmış bilgisizlikten, bir tutam da sabırsız şuursuzluktan kaynaklanır. Narkissos kendisinde yok oldu ve çok oldu güzelliğe dönüşümü nergis çiçeğinde.

Seferin bu sancılı seyrine ‘Dur!’ diyebiliriz 

ve bunu ancak hep beraber başarabiliriz. Ben, sen, o yok.

Biz, var. 

Buna odaklanalım, zarif etmeye değil. 

Zarif olalım. Güzelliğe de meyilli insan.

En kısa sürede en az hasarla güzel güneşli günlere, 

🌸

Allah’a ısmarladık. 

#EvdeKal Türkiyem. 

Covidiot

Kelimenin sosyo-psikolojik yanına dair muhtemel anlamı.

covidiot: COVID-19’un bireysel, toplumsal, evrensel gerçekleri, sorumlulukları ve olası sonuçları hakkında cahilliğin cüret niteliğinin tanımına katkıda bulunmuş, 

beyni salgın öncesi de zaten yıkanmış şimdi kontrolü elinde tuttuğu zannında bu kez salgına ipleri teslim edilmiş olan,

boş eğlence bağımlısı keyif alışkanlığını etrafa sataşarak ancak oyalayabilen, bunun için kalabalığa biri tutmazsa diğeri tutar zihniyetiyle mütemadiyen ihtiyaç duyan,

doktoru, polisi, milletvekilini, öğretmeni.. çoğunluk öyle yapıyor diye alkışlayıverip, asıl alkışı kendisi almak güdüsüyle bir bahaneyle kıstırabilirse söven, hakaret eden, tehdit savuran, darlanırsa şiddete yeltenen, etrafta şahit olan yoksa şeridinde devam etmeye meyilli,

duayı veya spiritüelliği azıcık duyup hoşlandıysa onu da yanlış algılayarak bedduasına katabilen, %0,01 oranında dahi olsa büyük resmin bir zuhuruna denk gelip onu her şeyde hassas ayarla duyumsama hediyesi verilenleri veya bunu arayanları gafletiyle hiç edip cevaben teşekkür alınca kafası karışan, bir süre anlatılınca okununca düşünülünce eğitimine gidince para ödediği için aynı tadı satın alınabildiğine inanan, oysa ki bu denk gelişlerin sürpriz hediyesinin çoğunlukla acı paketinde sunulduğunu, bu nedenle tam tanışacakken kutuyu açmaktan vazgeçenlerin pek çok olduğundan bihaber, ‘lâ’yı lalettayin yorumlaması yüzünden üzerine titrediği kalabalığın çarkından geriye yanına kabalık dişlisi kalmış, bunun için ilhamsız mantraları kakofonisiyle sessizleştirmekten uzak ve mottoları detone, bir gün has samimiyeti, saf sevgiyi keşfedeceğiyse meçhul,

bir yerden veya birinden felaket veya mucize içerikli bir şeyi duyunca, okuyunca sorgusuz kabul eden ve etrafına bunu kabul ettirmeye yemin etmiş gibi dayatan, olası itirazları bel altına vurup sıvışan, bir çocuk buna umarsız şahit oluyorsa korkuyla sarsılmasının onu eğittiğini sanan, 

olası çözümlere odaklanan bilim insanlarına ve liderlere fantastik senaryolarından birinde başrol verip, nasıl oluştuğunu merak etmeden ve etse de objektif ele almayı reddettiği inançlarını yönetmen koltuğuna oturtan, tüm filmlerinin yapımcısının kendisi olduğunun ayırdına belki hiç varamayacak, 

sürece inat üretip öğreten, gülümseten, dinleten, farklı açıları işaret eden… paylaşan insanları sırf kendisi üretemediği için bir güce yandaş fırsatçı etiketi takan, 

65 yaş altı, o yaşa ve ilerisine hiç ermeyecek gibi carpe diemle akışa bakışına benmerkezci evrim geçirtmiş ve sanki hiç anası babası ninesi dedesi onun sırtını bir kere okşamamış gibi yaş almışlara düşman kesilen, 

yayılmaya ‘Ce e!’ demek için güreşe, sahilde düğüne, ormanda pikniğe, boğazda balığa, yollarda grupça koşmaya ve bunların çoğunu instagramında paylaşmak için yapmaya eğilimli,

birisi onu tanıyınca işi alakasız teorilerle karmaşıklaştırıp izleri kaybettireceğine dair ümidi olan, kendisini derinlerde bir yerlerde mütemadiyen anlamsızca aşağılayan ve az ya da çok bu veya insana dair diğer konularda tecrübeleneni uzaydan gelmiş gibi gördüğünden bu aşinalığın kaynağında bir şekilde zamanında aptallıklar yapmış ya da yapılmış olan hassas bir radarın olabileceği asla aklına gelmeyen, şefkate ifadesi ne olursa olsun bu nedenle istemsizce kapısız duvar kesilen, böylece bile isteye bilmese de değişen ve isterse geliştirebileceği şahsiyetinin yalnızca yalnız kısmında tura çıkan, eli boş dönünce teyidiyle teselli bulan, kısa ömürlü hoş avuntuların avcısı,

en azından popüler olduğu için bazı yazı video meşhur alıntılarla karşılaşmasına rağmen istemsiz anlamını, kökeni atlayarak paylaşıp geçmeyi düstur edindiği için biraz da masum, şimdi olanın da bir sesleniş olma ihtimalini kayda değer bulamayan, vücudundaki tek bir hücrenin samanyolundaki toplam yıldız sayısıyla bağlantısına lakayıt kalan, irtibatı çoktan kopmuş olsa da bağlantısının baki olduğunu unutup, kadim bilgi pırıltılarının ulaşmadığı sanrısında, 

kendisine bir şekilde değmedikçe dünyada 1000lerce Canı, ülkesinde 37 Canı hiçe sayan celebrityleri kendine örnek alan, vur patlasın çal oynasın her neyseciliğiyle idraksızca cool egosuna nirvana, alışkanlıklarına miraç yaptıran, globalliğin salt sosyal medya ayağında büyülendiği için insan olma yolunun çıkmaz sokaklarında şimdi anlamsız bulduğu beşer dramalarına dalmış, yüzyıllardır mutasyonu devam eden açlığa bilgisizliğe adaletsizliğe şiddete sebep suçu hep yönetimlere atan, sorumluluğunu hiç sorgulamadan devrettiğini sanan birey olmaya gebe, bir gün bir şekilde belki bir nefeste maalesef bir dank tokadı yiyip hafifçe de olsa ayacağı malum, her insan gibi dönem dönem desteğe ihtiyacı olan,

asla küçümsenmemesi gereken, keşfedilmemiş güce/güçlere sahip, bunu şahsen deneyimleyemese de ve belki de asla paylaşma adımına taşıyamasa da kıymetli ve biricik, 

şimdilik 

aptal (ı oynayan) kişi.

Önceki İçerikDefne Samyeli “Ağla Ağla” Diyor!
Sonraki İçerikKrizi Fırsata Çevir, #EvdeKal
Elif Öner
1 Aralık doğumlu. Sosyoloji okurken hitabet yeteneği bölüm başkanınca keşfedilip yönlendirildi ve dönemin adından bahsettiren başarılı spiker ve sunucularından 1.5 sene eğitim aldı. Tatlı tatlı:) yaz tatilini yaparken babası, bakalım seni alacaklar mı, dedi ve 4 ay canlı yayın ana haber sundu, fabrika sahiplerini, depremzedeleri haber sonrası gündem programında ağırladı. Okulu tamamladı ve soluğu yurtdışında aldı. 2.5 sene içerisinde hem çalışıp okudu hem birçok ülkeyi gördü. Cambridge’den İngilizce eğitmenliği, BBC’den sunuculuk ve röportaj, London Academy of Film’den kamera önü oyunculuk ve Cervantes’ten İspanyolca belge ve diplomalarıyla döndü. 1 yıl öğretmenlik yaptı, yarı zamanlı Anadolu Ateşi’nde dans etti, reklam ve kitaplar seslendirdi, uluslararası bir kanalda müzik programı sundu. Birçok santraldeki ‘The number you’ve called...’ sesi kendisine ait. Türkiye’nin büyük okullarıyla çalışırken öğrenci sayısıyla baş edemeyip ve derslerini teslim ettiği arkadaşlarının da programı dolunca, ailesinin desteğiyle merkezi lokasyonda müstakil bir binada şirketini açtı; 5 yıl 3 ayrı kartvizitle kurucu-yöneticilik, eğitmenlik ve satış yaptı, binlerce üniversite öğrencisi ve sayısı 150yi aşan şirketle ve resmi kurumla çalıştı. Kendisiyle röportaj yapan bir cemiyet kültür sanat dergisinde sonraki yılda dergi yazarları arasına katıldı. İşini zirvedeyken devretti ve yoğun tempoya 1.5 sene ara verdiği sırada yaşam koçluğu, eğitmen eğitimciliği, oyunculuk, uluslararası onaylı İngilizce eğitmen antrenörlüğü belgelerini aldı, sosyal projeler gerçekleştirdi, Türkiye’de ve yurtdışında farklı alanlarda eğitimlere katıldı, ateşte yürüdü. Bu sırada şirketinde kişilere iletişim danışmanlığı ve şirketlere ve yöneticilere akademik danışmanlık yaptı, üniversitelerde seminerler düzenledi, 7 CEO’ya eğitim koçluğu yaptı. Şimdi eğitmen yetiştiriyor, saygın bir kurumun akademik müdürü, medya sektöründen 3 şirketin ve 1 resmi kurumun eğitmeni ve IK danışmanı. Harvard Üniversitesi’nden neuroscience dersleri alıyor. Sanatla ilgili her şeyi seviyor. Çiziyor, boyuyor, bateri çalıyor. İnsana gelişim kazandıracak şeyleri keşfetmek ve paylaşmak, onun hayatı anlamlı kılan şeyler listesindekilerden biri. İşte röportaj köşemizin prensesinin özet geçmişi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here