Merhaba

1
286

Değerli arkadaşlar merhabalar.

Şuan ilk köşe yazımın ilk kelimelerini yazıyorum. Tarif edilmez heyecanlıyım.

Bu yüzden hatamız olursa affola diyerek başlayalım.

Bu köşede sizinle engin olmayan tecrübelerimi paylaşayım istiyorum. Sonuç olarak genç bir gazeteci, yolun başındayken ne kadar bilgi birikimine, entelektüel donanıma sahip olabilir ki. Bunları söylüyorum ki beklentileri arttırmayayım.

Bu hafta sadece tanışalım sonralarda yazarları eleştiririz, gündem konuşuruz, “gerçek” köşe yazarlarını değerlendiririz, birlikte kitap okuruz, film izleriz. Yapacak çok şey var.

Eğer isterseniz bana sosyal medyadan ulaşıp öneride bulunabilirsiniz. Ki buna gerçekten çok sevinirim. Aktif instagram kullanıyorum oradan bir mesaj atın hemen ilgilenirim zaten. Adım dilrubaamil.

Genel olarak pes etmeyen, sürekli mücadeleye hazır bir yapım var. İlk yazımda da bu bağlamda bir şeyler söyleyeyim istiyorum.

“Âtiyi karanlık görerek azmi bırakmak…
Alçak bir ölüm varsa, emînim, budur ancak.”

Bu gerçekten çok sevdiğim dizelerden. Mehmet Akif Ersoy’a ait. Zaten okurken insan kokusunu alabiliyor. Çok nadir şiir okurum. Dolayısıyla çok az şair severim. Mehmet Akif en sevdiğim diyebilirim.

Dizeleri okuduğunuzda anladığınızdan eminim ama kendimi durduramayacağım birkaç cümle kurmak istiyorum.

Diyor ki şair; eğer alçakça ölmek diye bir kavram varsa, bunun içini geleceğin karanlık olduğunu düşündüğü için çalışmayı bırakanlar dolduracaktır.

Yani biz gençler olarak, aslında ne kadar dikkate alınmasak da, çok ciddi sorumluluklarla yüklüyüz. Yani geleceği biz şekillendireceğiz öyle değil mi? Ama ne yazık ki şuanda da süregelen bir düzen var. Bu düzende kendimize yer açmak, kendi fikirlerimizi inşa edebilmek için yapabileceğimiz tek şey çok çalışmak. Peki çalışmanın somut hali nedir? Yani tamam çalışalım da neye çalışalım, nasıl çalışalım? Arkadaşlar yaptığımız işte en iyi olmaya çalışalım. Bu arada kastettiğim şey hırsla çalışmak değil, azimle çalışmak. Ne iş yapıyorsak yapalım ama işin tamamına hakim olalım.

2015’de staj yaptığım kurumda üç farklı programda çalıştığımı biliyorum. Yani o sırada hem üniversitede okuyordum hem beş gün staj yaptığım kurumdaydım. İki günlük hafta sonu tatilimde ise gelecek hafta sıkışmayayım diye orada karşıma çıkabilecek işleri tamamlıyordum.

Sanki “ya o zaman özel hayat diye bir şey kalmayacak.” diyorsunuz. Kulağıma geliyor. Demiyorsanız bile aklınızdan geçiyor. O zaman size bir şey söyleyeyim, hayatınızı düzgün planladığınızda hepsine vakit kalıyor. Hatta o dönemde, şu andan daha yoğun olmama rağmen, sezondaki tüm oyunları izliyordum. Neyse.

Söylemek istediğim şeyden uzaklaşmayayım. Dönem dönem geleceğin karanlık olduğunu düşüneceğiniz zamanlar olacak. Evet bu konuda hemfikiriz sanırım ama bugünden geleceğe baktığımda ben umut verici bir tablo görüyorum. Çünkü çok güzel bir gençlik yetişiyor. Köklerini bilen, dönemi anlayan, ülkesi ve milli değerleri için sınır tanımadan mücadele edebilecek bir gençlik geliyor. Bunları düşününce huzurla yaslanıyorum arkama.

Şimdilik görüşürüz diyorum. Yazmaya devam edeceğim inşallah. Dediğim gibi eleştirilmekten, uyarılmaktan hoşlanırım. Gerek buradan gerek instagram hesabımdan benimle iletişime geçebilirsiniz. (dilrubaamil)

1 Yorum

  1. Dilruba Hanım Merhaba, öncelikle tebrikler, inşallah başarılı olursunuz çok emek vermişsiniz. 3 farklı programa aynı anda destek veriyordum çok yğundum demişsiniz, nasıl planlıyordunuz kendinizi? Ben de radyo televizyon okuyorum bu sene başladım, ama hedeflerim var ve televizyonda olmak istiyorum. Sektöre yeni giren ve azimli biri olarak nasıl yönlendirirsiniz beni?

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz